Son yıllarda inşaat sektöründe yaşanan maliyet artışları, kredi faizlerinin yüksekliği ve alım gücündeki düşüş, konut piyasasında önemli bir değişime yol açtı. Geleneksel konut üretim modelleri artık eskisi kadar hızlı işlemiyor ve sektör, yeni gerçekliklere uyum sağlamak zorunda kalıyor. Bugün gelinen noktada, konut piyasasında bir daralma mı yaşanıyor, yoksa yeni bir dönüşüm sürecine mi giriyoruz?
2025 yılı Ocak ayı konut satış istatistiklerine göre, Türkiye genelinde toplam 112.173 konut satışı gerçekleşmiştir. Bu rakam, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 39,7’lik bir artışı ifade etmektedir. Bu istatiksel veriye bakılırsa hiçbir sorun yok gibi yüzde 40 civarında astronomik bir oranda konut satışında artış gerçekleşmiş gözüküyor. Fakat ikinci el satışların dahil edildiği, (ki bu durumda üretilen konut miktarını tespit edemezsiniz) ve yıllık bazda bakıldığında bu sonuç olsa da reel veriden uzaklaştırmaktadır. Daha gerçekçi tespit için ilk el satışları ve bir önceki ayı da hesaba katmamız gerekir. 2024 yılı Aralık ayında ilk el konut satışları 76.629 olarak gerçekleşmiştir. Bu durumda, 2025 Ocak ayı ilk el konut satışları, 32.785 olarak gerçekleşmiş bir önceki aya göre yaklaşık yüzde57,2 oranında azalmıştır.
Orta ve dar gelirli kesim için konut almak artık lüks haline gelmiş durumda. Bu süreçte müteahhitler de hem maliyetlerini düşürmek hem de satılabilir konut üretmek için farklı çözümler arayışında. Son dönemde bu çözümlerden biri olarak küçük metrekareli konutlar öne çıkıyor.
Eskiden büyük ve geniş aileler için tasarlanan evler popülerken, bugün piyasada 1+1 ve 2+1 dairelere olan talep artmış durumda. Hem yatırımcılar hem de konut alıcıları için erişilebilir fiyatlı, düşük aidatlı ve daha pratik, fonksiyonel yaşam alanları cazip hale geliyor. Yeni evli veya yalnız yaşayan bireyler için, az metrekarede maksimum konfor sağlayan mikro konut projeleri giderek daha fazla ilgi görüyor. Günümüzde değişen yaşam tarzları, bireyselleşmenin artması ve minimalizm akımı da bu süreci destekliyor.
Ancak bu, bir tercih mi yoksa ekonomik şartların getirdiği bir zorunluluk mu? Bu noktada, inşaat sektörü için önemli bir soru ortaya çıkıyor: Gelecekte konut piyasası nasıl şekillenecek? Büyük ve lüks konutların dönemi sona mı erdi, yoksa sadece bir geçiş süreci mi yaşıyoruz?
Mevcut ekonomik şartlar ve değişen talepler karşısında, sektörün yeni modeller geliştirmesi kaçınılmaz. Bu süreçte müteahhitler, yatırımcılar ve tüketiciler yeni dinamikleri doğru okuyup ona göre pozisyon almalı. Eskiden olduğu gibi büyük, lüks ve yüksek maliyetli projeler yerine, erişilebilir fiyatlı, işlevsel konut üretimine odaklanmak kaçınılmaz hale geliyor. Piyasa artık eski yöntemlerle değil, yeni çözümlerle hareket etmek zorunda.